2 yıl...
Son 2 yılım, daha önceden pek olmadığı gibiydi.
Biraz kazandım, çokça kaybettim.
Doldurmaya çalıştığım yerin boş olmadığını farkettim.
Beni mutlu edecek şeyler yerine üzenleri görmeyi seçtim.
Kendim karanlıkta, uzaktaki ışıklara bakıyorum.
Mecaz olarak değil, gerçekten öyle.
Uzun zamandan beri huzuru hissediyorum, yavaşça salladığım salıncakta.
Yanlış anlaşılmasın, huzuru salincak değil, bu karanlık, uzaklardaki ışıklar, hafifçe esen rüzgar veriyor.
Yatabileceğim bir diz, saçımı okşayacak bir el, hissettiğim eksikliklerim.
Onlarda olsa uyurdum mutluca.
Yada sessizce ağlardım, bilemem ki.
Hep erkekler ağlamaz dendi bize.
Üzüldüğümüzde sevindiğimizde hissettiklerimizi bastırmamız gerektiği öğretildi.
Çocuklarımızı bile uykularında öptük, kokladık.
Şimdi deseler "Neden ağlayacaksın ki?"
Gerçekten diyebilecek hiç bir net cevabım yok.
Tüm hayatımda neler beni bu derece yaralamış olabilir ki?
Sadece son 2 yılda yaşadıklarım-yaşayamadıklarım bile içimi çok acıtıyor.
Tüm hayatımı gözden geçirmeme gerek bırakmıyor, yetiyor.
İçimi, çünkü hep oraya atıldı.
Hep orada ezilmeye çalışıldı.
Hep orası muhattap oldu.
Belki ağlayıp, tüm yükümden kurtulmaktansa;
susup, hiç bilmediğiniz sahte gülümsememle yaşamaya devam ettim.
"Ne var ki bunda? Abartıyorsun! Anlamıyorum!" dedikleri şeylerin canımı ne kadar yaktığını hiç bilemediler.
Birikmiş sıkıntılarımın üstüne yenilerinin konması bir tarafa,
en çok ta beni anlamamalarına üzüldüm.
Sevdiklerimin, çok sevdiklerimin beni gerçekten anlamasını isterdim, şaşırmasını değil...
Biri gerçekten anlasa.
Birisi gerçekten görse.
Dizine yatırsa.
Saçımı okşasa.
Ben ağlasam, sonra da uyuyakalsam orada.
Uyandığımda yüklerimden arınmanın keyfini sürsem.
Rüzgar tüm vücudumu dolaşsa.
O tatlı serinlikle ürperse vücudum.
En mutlu üşümem olurdu.
Gözüm kapalı bir nefes alsam.
O nefesi canlı kalmak için değil, yaşadığımı anlamak için alsam.
Aldığım en güzel nefes olurdu.
Ellerime bakmaa çalışıyorum karanlıkta.
Çevresi aydınlık,
Serin,
Rüzgarlı,
Hafifçe sallandığım karanlıkta.
Şu anda beni bekleyen sadece yatağım var.
Kolları olsa sarılırmıydı acaba bana?
Ben her gece uyumadan önce ona sarılıyorum çünkü.
İnanıyorum, bir gün yatacağım bir dizim olacak.
O dizin sahibi, ayrıca sahip olduğu ellerinden biri saçımı okşayacak.
Bir gün ben de nefes alacağım!
2 yıl demiştim en başta.
Ama bahsetmedim hiç hakkında.
Eğer merak ediyosanız,
Gerçekten dinlemek,
En azından bilmek ediyorsanız...
Önce beni anlamanız gerek...
Ben burdayım, kimseyi de kovmuyorum.
Sadece gelin...
29 Haziran 2009 Pazartesi
...
eskiden kağıda, deftere, arkadaşa, sevgiliye yazı yazardım.
hatta o hevesle blog aldım. bir miktar da birileri beni duysun diye. dinlenmek istiyorum çünkü. çok konuşmam. bilmediğim konuda konuşmam. o yüzden böyle konuşasım olursa, insanların dinlemesini istiyorum. bunlar blogumun varoluş sebebidir.
bir süredir yazmak istiyorum. böyle iddia ettiklerim var. üzerine yazmak istiyorum. ancak fikirlerimi olgunlaştırma fırsatım olmadı. başka birşeyler yazayım dedim. kötü anılarım depreşti falan falan.
nitekim yazamadım.
ama sevgili arkadaşım, önceden bahsettiğim Stardüdük, ki gerçek ismi yada takma adı bu değildir ben bizzat dalga geçiyorum kendisiyle, çok güzel bir yazı yazdı.
belki kendisine uzak kişilere çok fazla birşey ifade etmemiş olabilir. yada kafası nato mermer olanlara. çok ince, çok içten, bence de çok olgunca bir yazı yazdı.
kendisini buradan onore etmek istedim.
harikasın!..
Arkadaşımın yazısı için buraya tıklayabilirsiniz...
hatta o hevesle blog aldım. bir miktar da birileri beni duysun diye. dinlenmek istiyorum çünkü. çok konuşmam. bilmediğim konuda konuşmam. o yüzden böyle konuşasım olursa, insanların dinlemesini istiyorum. bunlar blogumun varoluş sebebidir.
bir süredir yazmak istiyorum. böyle iddia ettiklerim var. üzerine yazmak istiyorum. ancak fikirlerimi olgunlaştırma fırsatım olmadı. başka birşeyler yazayım dedim. kötü anılarım depreşti falan falan.
nitekim yazamadım.
ama sevgili arkadaşım, önceden bahsettiğim Stardüdük, ki gerçek ismi yada takma adı bu değildir ben bizzat dalga geçiyorum kendisiyle, çok güzel bir yazı yazdı.
belki kendisine uzak kişilere çok fazla birşey ifade etmemiş olabilir. yada kafası nato mermer olanlara. çok ince, çok içten, bence de çok olgunca bir yazı yazdı.
kendisini buradan onore etmek istedim.
harikasın!..
Arkadaşımın yazısı için buraya tıklayabilirsiniz...
2 Haziran 2009 Salı
28 Mayıs 2009 Perşembe
6 Kasım 2008 Perşembe
önermeler içinden bir tutam
hayatımda denk geldiğim güzellikleri paylaşmayı seven bir yapım var. dolayısıyla küççük sevimli olmayan blog takipçilerime birkaç şey önereceğim. feedback bekliyorum, beraber üzerinde konuşsak, sizde bişiler ekleseniz, burdan bi sinerji yapsak negzel olur.
müzikten girelim. last.fm profilime bakanlar nasıl bir müzik zevkim olduğunu (çorba) görebilir. o yüzden "animal collective yok, ne düdük öneriler bunlar böyle" demeyelim. evet.
*) Dinlemediyseniz daha önceden Trivium dinleyin. hazır shogun albümü de çıkalı çok olmamışken, tadını çıkarın derim. kendileri oldukça desteklenen, sevilen, büyük abilerden destek almış oldukça genç bir grup. 4 albümleri var, ben henüz ascendancy ve shogun u dinleyebildim. gayet iyiler.
*) çıkalı çok oldu ama ben ilk kez yazıyorum :) metallica nın son albümü death magnetic. illa dinleyin derim. çevrenizde siksik yapanları boşverin. gerçekten güzel bir albüm. çok daha iyilerini dinledik diyenlere kafa atın, bi daha demogoji yapmasınlar...
*) kullanmıyorsanız last.fm kullanın. radyo şeysi çok güzel. istediğiniz türe göre rastgele çalıyor, ama hep sağlam çalıyor. yüzüm gözüm sağlam müzik oldu.
şimdi oyunlara geçelim.
*) guitar hero oynayın. hangi sisteme sahipseniz ona bir guitar hero alın. çok eğlenicek yada parmaklarınıza kramplar sokacaksanız. ama genelde daha çok eğlenmiş ve parmaklarınız acıyor oluyor :D
*) pes 2009. alın arkadaşlarınızı, oturun ps3 ün başına. evde yada kafede. beşiktaş'taki teknoplay i öneririm. onları tokatlamanın zevkini yaşayın. messi den nefret ettirtin :D
*)Bully:Scholarship Edition, biz pc kullanıcıları için geldi, kaçırmayın. kabaca, gta nın okul versiyonu.
*) dead space. ea ın uzay soslu korku/yaşama(survival)(örnek oyun resident evil 4) oyunu. filmini izleyip oyuna öyle başlayın. filmini izlemeden başlamak istemedim :D
*) ve tabiki Fallout 3. o kadar bekledik değil mi? siksikler olacaktır, umursamayın, bi de siz oynayın. ama siksikcilerden biri de siz olacaksanız uzak durun. bırakın bu oyundan keyif alanları. biliyorsunuz ki ne falblivion ne de oblivion with guns :) Bildiğiniz çömez fallout.
*) Red Alert 3 de çıktı şu aralar. söyleyeceğim tek şey King Obi ler pogo yapıyor lan :D
Sinema adına birşey diyemeyeceğim zira çook uzun süre oldu sinemaya gideli. hatta en son Dark Knight' a gittim. o derece.
Kitap olarak 1984 diyorum. George Orwell'ın bu eserini okuyup bir şey hissetmeyeni dövüyorlarmış.
Şimdilik bu kadar blog takipçileri. Daha az üşendiğim bir gün daha fazla detaya girmeyi kesinlikle düşünüyorum. O güne kadar, see yah!
müzikten girelim. last.fm profilime bakanlar nasıl bir müzik zevkim olduğunu (çorba) görebilir. o yüzden "animal collective yok, ne düdük öneriler bunlar böyle" demeyelim. evet.
*) Dinlemediyseniz daha önceden Trivium dinleyin. hazır shogun albümü de çıkalı çok olmamışken, tadını çıkarın derim. kendileri oldukça desteklenen, sevilen, büyük abilerden destek almış oldukça genç bir grup. 4 albümleri var, ben henüz ascendancy ve shogun u dinleyebildim. gayet iyiler.
*) çıkalı çok oldu ama ben ilk kez yazıyorum :) metallica nın son albümü death magnetic. illa dinleyin derim. çevrenizde siksik yapanları boşverin. gerçekten güzel bir albüm. çok daha iyilerini dinledik diyenlere kafa atın, bi daha demogoji yapmasınlar...
*) kullanmıyorsanız last.fm kullanın. radyo şeysi çok güzel. istediğiniz türe göre rastgele çalıyor, ama hep sağlam çalıyor. yüzüm gözüm sağlam müzik oldu.
şimdi oyunlara geçelim.
*) guitar hero oynayın. hangi sisteme sahipseniz ona bir guitar hero alın. çok eğlenicek yada parmaklarınıza kramplar sokacaksanız. ama genelde daha çok eğlenmiş ve parmaklarınız acıyor oluyor :D
*) pes 2009. alın arkadaşlarınızı, oturun ps3 ün başına. evde yada kafede. beşiktaş'taki teknoplay i öneririm. onları tokatlamanın zevkini yaşayın. messi den nefret ettirtin :D
*)Bully:Scholarship Edition, biz pc kullanıcıları için geldi, kaçırmayın. kabaca, gta nın okul versiyonu.
*) dead space. ea ın uzay soslu korku/yaşama(survival)(örnek oyun resident evil 4) oyunu. filmini izleyip oyuna öyle başlayın. filmini izlemeden başlamak istemedim :D
*) ve tabiki Fallout 3. o kadar bekledik değil mi? siksikler olacaktır, umursamayın, bi de siz oynayın. ama siksikcilerden biri de siz olacaksanız uzak durun. bırakın bu oyundan keyif alanları. biliyorsunuz ki ne falblivion ne de oblivion with guns :) Bildiğiniz çömez fallout.
*) Red Alert 3 de çıktı şu aralar. söyleyeceğim tek şey King Obi ler pogo yapıyor lan :D
Sinema adına birşey diyemeyeceğim zira çook uzun süre oldu sinemaya gideli. hatta en son Dark Knight' a gittim. o derece.
Kitap olarak 1984 diyorum. George Orwell'ın bu eserini okuyup bir şey hissetmeyeni dövüyorlarmış.
Şimdilik bu kadar blog takipçileri. Daha az üşendiğim bir gün daha fazla detaya girmeyi kesinlikle düşünüyorum. O güne kadar, see yah!
28 Ekim 2008 Salı
bir avuç tükürük
suçluydu onlar. kendikilerini kurtarcaklar diye benim sahip olduğum şeyleri ellerimden aldılar. belki sürekli yanımda taşımıyordum, ama onun somut değerinden çok manevi değeri vardı. ayrıca bu, onu benden almaları için geçerli bir mazeret değil. yapamazlardı, açıkca yanlıştı, yasaktı! ama yaptılar. acımadılar bile. bilemediler ki onlara bu daha çok şey kaybettirdi. oysa zaten yeterince şey almışlardı benden, bizden.niye yetinmediler ki?
hele o! en çok suçlu oydu. bir çiçeği kendi keyfi için koparıp, şöyle bi koklayıp atıyordu. o çiçeği tekrar tekrar kopardı. taa ki görevi o çiçeğin koparılmamasından sorumlu kişilerce yakalanıncaya dek! bekledik. bekledik. o suçun cezasını çekmeliydi. fakat bi baktık, onu serbest bırakmışlar! çünkü çiçek koparılmasına rağmen fiziksel olarak hasar almamışmış! o ise diyor ki, ben yine koparacağım yine koparacağım...
elimde olsa hepsine tükürürdüm. tükürük bezim kuruyuncaya kadar, vücudumun %70 ini oluşturan madde kalmayıncaya kadar tükürürdüm. bir yerde biriktirip, bir avuç dolusu oluncaya kadar tükürürdüm! onlar benim umudumu aldı, onlar mutluluğumu aldı, onlar benim inancımı, benim adaletimi aldı...
bense onlara tüküremiyorum bile!
hele o! en çok suçlu oydu. bir çiçeği kendi keyfi için koparıp, şöyle bi koklayıp atıyordu. o çiçeği tekrar tekrar kopardı. taa ki görevi o çiçeğin koparılmamasından sorumlu kişilerce yakalanıncaya dek! bekledik. bekledik. o suçun cezasını çekmeliydi. fakat bi baktık, onu serbest bırakmışlar! çünkü çiçek koparılmasına rağmen fiziksel olarak hasar almamışmış! o ise diyor ki, ben yine koparacağım yine koparacağım...
elimde olsa hepsine tükürürdüm. tükürük bezim kuruyuncaya kadar, vücudumun %70 ini oluşturan madde kalmayıncaya kadar tükürürdüm. bir yerde biriktirip, bir avuç dolusu oluncaya kadar tükürürdüm! onlar benim umudumu aldı, onlar mutluluğumu aldı, onlar benim inancımı, benim adaletimi aldı...
bense onlara tüküremiyorum bile!
16 Ekim 2008 Perşembe
akan hayat
başlığa bakıp kanmayın, felsefe parçalamayacağım. çeviri kurbanı oldum diyebilirim evet. mainstream demek istedim ama öyle yazdım. her neyse, okullar açılalı resmi olarak 1 ay oldu, bi kısmı tatile gitti ama o da bizi bağlamaz, fakat ben kesinlikle alışamadım.
aşağı yukarı 3 aydır nadastaydım, mis gibi kitapları açmamak, kalem oynatmamak, süferdi. işte 1 ay önce bizi alıp köşelerimizden, standart hayat akışına attılar (yoksa biz mi attık lan kendimizi?). şimdi trafik,dersler,yorgunluk ve oyunu ekimine verdik kendimizi. ne iş anlamadım.
ancak geçen sene herşey çok güzelken açımdan, bu sene feci haşatım. patates çuvalı olmuşum yazın. nese ilk vize tokatından sonra kendime gelirim. ebet. tabi. ühühü.
burdan metro inşaati insanlarına sesleniyorum. lütfen bitirin şu lanet metroyu!
denk yu. domoo arigatoo.
aşağı yukarı 3 aydır nadastaydım, mis gibi kitapları açmamak, kalem oynatmamak, süferdi. işte 1 ay önce bizi alıp köşelerimizden, standart hayat akışına attılar (yoksa biz mi attık lan kendimizi?). şimdi trafik,dersler,yorgunluk ve oyunu ekimine verdik kendimizi. ne iş anlamadım.
ancak geçen sene herşey çok güzelken açımdan, bu sene feci haşatım. patates çuvalı olmuşum yazın. nese ilk vize tokatından sonra kendime gelirim. ebet. tabi. ühühü.
burdan metro inşaati insanlarına sesleniyorum. lütfen bitirin şu lanet metroyu!
denk yu. domoo arigatoo.
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)